19 Mayıs Cumartesi 2012
yaşamın her anında
Testler
Hamilelik Süreci
- Hamilelerin Yüzde 15...
- Her Hamilelik Bir Di...
- Dış Gebelik Her Yüz ...
- Eğri Burun Hamileliğ...
- Hamilelerin Yüzde 15...
- Her 3 Kadından 1’ind...
- Emzirmenin Anneye Sa...
- Adım Adım Bebeğinize...
- Hamilelikte Her Duyd...
- Anne Adaylarına Yaz ...
- Bebek Anne Karnında ...
- Hamileliğe Kaç ay Ön...
- Memorial Doğuma Hazı...
- GEBELİKTE GRİP AŞISI...
- İdrar Yolu Enfeksiyo...
- Bebek Sahibi Olmak İ...
- Yoga ile Doğumu Kola...
- O Büyülü An..Bebeğin...
- Doğumun Yaklaştığını...
- Sezaryen İle Doğum E...
- Kepçe Kulak Ameliyat...
- Yoga Academy Çocukla...
- Ailedeki Huzursuzluk...
- Aşırı Kaygılı Ebevey...
- Çocukların Fiziksel ...
- Isırma Alışkanlığı O...
- Çocuğunuza Masal Oku...
- 15 Soruda Anne Sütün...
- Kitaplar Çocuğun Gel...
- Bakıcı mı Yoksa Kreş...
- İkiz Bebeklerin Anne...
- İkizler Farklı Okull...
- İkiz Bebek Bakımı ...
- İkiz Bebeğin Farkı N...
- İkiz Gebelikler
- Tüp Bebek Tedavisind...
- Tüp Bebek Tedavisind...
- Tüp bebekte umutsuz ...
- Tüp Bebekte yaş sını...
- Genleriyle Oynanmış ...
- Prematüre Bebeğin Ba...
- Down Sendromu
- Prematüre Doğumun Ne...
- Down Sendromu Hakkın...
- Down Sendromu Hakkın...
Çocuğunuza Masal Okuyun!
“Gerçekten insan kirli bir nehirdir. Kirli bir nehri kirlenmeden içine alabilmek için insanın deniz olması gerekir” diyor Nietzsche. İçinden nehirler geçerken deniz kalabilmek, maviyi, umudun, özgürlüğün, sonsuzluğun… rengini koruyabilmek, nasıl bir çocukluk geçirdiğinizle ilgili. Ama daha çok, büyürken yaşanılan badireleri nasıl değerlendirdiğiniz, nasıl yordadığınızla.
“sorunsuz, problemsiz, dikensiz, acısız… bir yaşam.”
Yaşamak söz konusuysa, badiresiz, sıkıntısız, gamsız… gibi kelimeler pek yetersiz kalmakta. Her şey zıttıyla mümkünse hayatta, badire de, sıkıntı da, gam da yolumuza çıkacak. Belirleyici olansa karşımıza çıkanlar değil, bu süreçleri nasıl ele aldığımız ve yordadığımız olacak.
Muhtemeldir ki bütün ebeveynler, çocuklarının toplumda gördükleri “iyi” modeller gibi olmasını isterler. çocuklarını geleceğin “toplum kahramanları” olarak hayal etmek her ebeveynin hakkıdır: dürüst, insancıl, makul, adil… kahramanlar. “İyi ol!” deriz çocuğa. “İyilik yapar yaşama atarız, insan bilmez ise tanrı mutlak verecektir layığını”. “Adil ol!” deriz: cehennem ateşi orada bir yerlerde bekliyordur başında harlayan zebanisiyle ve diğer yandan tanrının sonsuz merhameti dindirmektedir ateşin içimize saldığı korkuyu. 5-6 yaşlarında eliyle tutamayıp gözüyle göremediği şeyleri algılayamayan çocuğu, yanlışlardan kaçınması için, hayal ettiğimiz şeytanlı zebanili “bir başka dünya cehennemiyle” korkuturuz. Biz yetişkinlerin sahip olduğu inanç sisteminin oluşturduğu bu caydırıcı güç, “soyut” öğelerle dolu olduğundan, dünyayı henüz tanımaya başlayan küçük ve masum çocuk için sadece ifadede kalır. çocuk kurallara uymaya çalışır ama nedenlerini anlayamaz. Kimi zaman tanrının vaat edilen merhametine sığınıp belki de, gene yapar istenmeyen davranışı. çünkü bir mantık silsilesi kuramamıştır bu her içinden gelen davranışın ardından gelen yapma, yanlış! uyarıları arasında.
Küçük çocuk gel zaman git zaman büyür ve artık on iki yaşına geldiğinde soyut kavramları algılayabilmek için gereken eşiğe ulaşmıştır. İyi olmak, adil olmak… gibi kavramlarla oluşturmak istediğimiz şey, aslında bizim “değerlerimizdir” ve artık soyut kavramların anlaşılabildiği, çocuğun soyut düşünebildiği bu yaştan sonra verilecek “değer eğitimi” için de vakit geçtir. “Ağaç yaş iken eğilir!”
Bu nasıl bir çelişkidir: 5-6 yaş soyut kavramlar için erkendir, 12 yaş ise çocuğun algılayabileceği bir yaş olmakla beraber, eğitim için geçtir.
İşte bu bilinmeyenli denklemdeki “şey”lerden birisidir “masal”. “Doğru masal” erdemli bir birey yetiştirmenin en önemli aracıdır.
Çocuğun bütün duyularının harekete geçtiği ender zamanlardan biridir masal dinlediği zaman. Sonunda hep iyilerin kazandığı, sabredenin muradına erdiği, bir şeyi elde etmek için mücadelelerin verildiği, hiçbir şeyin bedavadan gelmediği, kapalı görünen kapıların sabır sonunda hep ireme açıldığı bu masal dünyasında çocuk, kahramanla özdeşim kurarak bütün hengamelerden geçer ve sonunda badireler atlata atlata, umudunu kaybetmeden ama, iyi şeyleri yakalayacağını bilir. Mantık bağı kurulmuştur zihinde.
Yetişkin yaşamımızda biliyoruz ki, bizi ayakta tutan şeydir “umut” ve uğraşmaktır yanında. Ne diyordu üstat: umudu dürt/umutsuzluğu yatıştır.
Umudu dürten, umutsuzluğu yatıştıran bir yetişkinlik için şimdi masal okumaya!
Psikolojik Danışman Fatma Arık
YORUM YAZ








