Romalılardan günümüze gelen bir rahatlama–arınma merkezi olan SPA'lar hem vücudunu hem de ruhunu dinlendirmek isteyenlerin yeni adresi...
Günlük yaşamımızın ayrılmaz parçası haline gelen stresten kurtulmak ve zindeliğe kavuşmak zorlu ve acılı aşamalarla elde edilen bir şey olmaktan çıktı. Eski ve doğal yöntemlerin yeniden değer kazanmasıyla rahatlamak ve gücünüzü yeniden kazanmak artık çok kolay. Bitkilerin gizemli kokuları ve mumlar eşliğinde stresinizden arınmak istiyorsanız yapmanız gereken tek şey sayıları hızla artan bir SPA merkezine gitmek. Bu merkezlerde masaj, sauna, thalassoterapi ve buhar banyosu gibi pek çok seçenekle sıkıcı ve sizi zorlamayan yöntemlerle ruhsal ve bedensel olarak rahatlamanız mümkün.
Vücudu, zihni ve ruhu rahatlatan, dengeleyen komple bir güzellik programı olan SPA, Latince'de "Salus Per Aquam", Türkçe'de "Su İle Gelen İyilik" anlamına geliyor. Geçmişi Romalı'lara kadar dayanıyor. SPA isminin doğuş nedeni, Belçika'daki SPA adlı kaplıca. Burası önce savaşta yara alan askerleri hem ruhsal hem de fiziksel iyileştirme merkezi gibi çalışmış. Sonra namı tüm dünyaya yayılmış.
İdeal bir SPA programı; masaj, soğuk ve sıcak çamur uygulamaları sauna, jakuzi, çeşitli banyolar, yüz, el ayak bakımlarından oluşuyor. Ancak bu bakımları yaparken yöntemlerin uygulanış biçimine dikkat etmek gerekiyor. Peki bu yöntemlerden daha etkin yararlanmak için yararlanmak ve sağlığınızı riske atmamak için neler yapmanız gerekiyor. Örneğin hangi sıklıkta buhar banyosu yapmalısınız veya saunada kaç dakika kalmanız gerekiyor? İşte bu soruların yanıtları...
DENİZ SUYUYLA THALASSO TERAPİ
Vücudun kaybettiği katyon ve iyonların geri kazandırılmasını amaçlayan bu terapinin içinde sıcak havuzda yapılan jimnastikten, masaja, yosun maskelerinden jet duşa kadar pek çok değişik kür bulunuyor. Bu yöntemde deniz suyu, 30 dereceye kadar ısıtılarak kullanılıyor. Bu sayede vücut soğuk deniz suyundan alamadığı veya çok az miktarda alabildiği iyon ve katyonları emebiliyor. Temiz deniz suyu bulunmayan yerlerde thalasoterapi uygulayan merkezlerde ise, normal suyun içine deniz mineralleri içeren ürünler atılarak terapi yapılıyor Sodyum, potasyum, demir ve manganez gibi mineraler; metabolizmanın hızlanmasını, yağların yakılmasını ve toksinlerin vücuttan atılmasını sağlıyor. Thalassoterapi aynı zamanda çeşitli eklem ağrılarında ve romatizmal hastalıklarda da uygulanan bir yöntem. Bu kürler, uzmanın yönlendirmesiyle size paket program olarak sunuluyor. Tercihinize bağlı olarak isterseniz tüm programı, isterseniz seçtiğiniz kürleri uygulatabilirsiniz.
Sağlıklı bir sonuç için merkezin hijyen kurallarına uyup uymadığına dikkat edin. Herhangi bir sağlık probleminiz varsa, seans öncesinde mutlaka doktorunuza danışın. Uzmanın, konusunda eğitimli olmasına özen gösterin. Sudaki kimyasal oluşumla vücut dengenizin uyumlu olup olmadığı konusunda mutlaka bir uzman görüşü alın.
MASAJ METOBOLİZMAYI DÜZENLİYOR
Aromaterapi, çampisaj, shiatsu, lenf drenaj gibi yöntemlerle yapılan masaj, cildi rahatlatıyor. Adale liflerini canlandırıyor, sağlıksız fonksiyon bölgelerinde enerji dengesini yeniden kuruyor, vücudun iyileşme ve bağışıklık sistemini harekete geçiriyor. Masaj ayrıca cildi pürüzsüzleşteriyor, dolaşım sistemine etki ederek oksijen ve besin yönünden taze ve zengin kanın dokulara ulaşmasını sağlıyor ve metabolizmayı düzenliyor. Masaj kuru olarak yapılabildiği gibi, aroma yağlarıyla da pekiştirilebiliyor.
Masaj yaptırmadan önce bir uzmanla görüşme yapıp herhangi bir sağlık probleminizin olup olmadığını belirlemeniz gerekiyor. Akut sırt ağrısı, cilt enfeksiyonu, kalp ya da damarda kan pıhtılaşması gibi rahatsızlıklarınız varsa, doktorunuz izin vermedikçe masaj yaptırmayın. Masaj yaptıracağınız uzmanın da konusunda eğitimli olması önem taşıyor.
Fiziksel şartlar açısından masajın sıcak bir ortamda yapılmasına dikkat edilmesi gerekiyor. Oda sıcaklığı için 24 derece ideal. Aşırı soğuk, rüzgar ve klimalı ortamlarda masaj yapılmaması gerekiyor. Ortam, masör ve masajı yaptıran kişinin hijyeni de önem taşıyor. Masaj yapılan bölgeler, ısıtılmış havluyla örtülerek üşümeniz önlenmeli.
Her cildin yağ ihtiyacı farklı olması nedeniyle masajda kullanılacak olan aroma yağları, cildinizin özelliğine göre seçilmeli. Aroma yağları kaşıntı ve alerjiye karşı mutlaka seyreltilerek kullanılmalı ve gözle temas edilmemeli. Masaj sonrasında yaklaşık 10 dakika dinlenmeye özen gösterin. Çünkü, uygulama sırasında vücudunuzun tüm noktaları harekete geçirildiği için dinlenmeden ayağa kalktığınızda baş dönmesi, ağız kuruluğu ya da çarpıntı gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Masaj süresinin 45 dakikayı aşmamasına özen gösterin.
HAMAMDA CİLDİNİZİ YENİLEYİN
Bugün birçok SPA merkezinde hamamlara yer veriliyor. Geleneksel Türk hamamlarının yararları ise saymakla bitmiyor. Uzmanlar cildin 35 yaş öncesinde kendisini ayda bir yenilediğini ancak bu yaştan sonra cildin yenilenme sürecinin yavaşladığını belirtiyor. Hamamlarda yapılan keseleme işlemi ise bu eksikliği tamamlıyor. Keseleme kan dolaşımını hızlandırıyor, cildin normal fonksiyonlarının devamını sağlıyor ve hücrelerin oluşum sürecini hızlandırıyor.
Hamamlarda dikkat edilmesi gereken unsurların en başında hijyen koşulları geliyor. Temizliğine güvenmediğiniz bir hamama girilmemesi tavsiye ediliyor. Keseleme işleminin ayda bir defedan fazla yapılmaması gerekiyor aksi halde cildinizin likit dengesi zarar görebilir ve bu da egzama gibi bazı hastalıklara yol açabilir. Hamam çok nemli ve sıcak bir ortam olduğu için kalp - dolaşım sistemi gibi hastalıklarınız varsa, doktorunuza danışmadan girmeyin.
TOKSİK MADDELERDEN ARINMAK İÇİN SAUNA
Yapılan araştırmalar, düzenli olarak saunaya giren kişilerin soğuk algınlığından daha az şikayet ettiklerini ortaya koyuyor. Saunanın bir başka yararı ise; vücudumuzu toksik maddelerden arındırması. Bunun sonucunda cildimiz ışıl ışıl parlıyor; pürüzsüz, pembemsi bir görünüme kavuşuyor. Tabii, saunada terledikten sonra kan dolaşımını canlandıran "sıcak -soğuk" değişimli banyo yapmak şartıyla!
Vücuttaki su kaybının önüne geçmek için, saunaya girmeden bir saat önce yaklaşık bir litre su içilmeli. Saunadan sonra da meyve yiyin, su, maden suyu ya da bitkisel çay tüketin. Vücudunuzdaki gözeneklerin açılması için, sauna öncesi mutlaka duş alın. Duş sayesinde toksinler vücudunuzdan daha kolay atılırlar. Saunaya aç veya tok karınla girilmemesi gerekiyor. Çünkü, yemek sonrasında kan dolaşımı besinlerin parçalanması için sindirim sisteminde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla sauna sonrasında soğuk duş aldığınızda, ani kan sirkülasyonu nedeniyle tansiyonunuz düşebilir. Aç girdiğinizde ise, tansiyon, çarpıntı ve mide bulantısı gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.
Eğer sağlık probleminiz yoksa saunada 10 -15 dakika kalabilirsiniz. Ancak, aşırı su kaybı nedeniyle metabolizmanızın zarar görmemesi için bu süreyi uzatmayın. Sauna sonrası, dayanabildiğiniz derecedeki soğuklukta duş alın ve iyice kurulanın. Çünkü, duş almadığınız sürece terlemeniz devam edebilir ve hastalanmanıza yol açabilir. Akut enfeksiyon, yüksek tansiyon, kalp - dolaşım sorunları ve varis gibi hastalıklarınız varsa ya da hamileyseniz mutlaka doktorunuza danışın.
BUHAR BANYOSUNDA RAHATLAMA KEYFİ
Amaç terleme yoluyla vücudunuzun toksinlerden atılmasını ve kan dolaşımının hızlanmasını sağlamak. Bunun sonucunda cilt temizleniyor, pürüzsüz ve ışıl ışıl bir görünüme kavuşuyor. Ancak bunun için buhar banyosundan sonra cildinize mutlaka bir nemlendirici sürülmesi gerekiyor. Pek çok SPA merkezlerinde ya da otellerde yararlanabileceğiniz buhar banyosunda, periyodik olarak buhar veriliyor. Buhar cihazlarında ise baş bölgesi genellikle dışarıda tutulduğu için bu yöntemden yüzün de yararlanması için ayrı bir buhar banyosuna gerek duyuluyor. Seans genellikle 20 -30 dakika arasında değişiyor. Banyo öncesi vücudunuzdaki gözenekler açılması ve toksinlerin vücuttan daha kolay atılması içi banyo yapılması gerekiyor. Aşırı bir terleme söz konusu olacağı için, seanstan sonra iyice kurulanma önem taşıyor. Buhar banyosundan sonra dayanabileceğiniz soğuklukta duş alın. Ardından, iyice kurulanmayı ihmal etmeyin. Su kaybına yol açmamak için ayda en fazla bir kez yararlanın. Aksi taktirde baş dönmesi, ağız kuruluğu, bulantı ve çarpıntı gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.
Buhar banyosuna sauna da olduğu gibi ne aç ne de tok karnına girin. Aç olduğunuzda kan şekerinizin düşmesine yol açar. Buna bir de su kaybı eklendiğinde; baş ağrısı, ağız kuruluğu gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Tok karnına girdiğinizde ise vücuttaki sistem, besinlerin parçalanmasıyla meşgul olduğu için dış cephedeki değişimlere yanıt veremez.
EVDE DE SPA YAPABİLİRSİNİZ
Hem vaktinizin hem de paranızın olmadığı stresli dönemlerde, SPA bakımını evde de uygulayabilirsiniz. Bunun için öncelikle evinizde uygun ortamı yaratmanız gerekiyor. Örneğin banyonuzun küvetini sıcak bu ile doldurun ve kokuların etkilerinden yararlanmak için aromatik vücut şampuanlarını içine boşaltın. Hafif bir müzik ve aromatik mumlar eşliğinde vücudunuzu küvette dinlendirin. Bu bölümden sonra esansiyel yağlarla masaj yapın. Ya da Feng Shui öğretisinin kolayca uygulanabilecek önerilerini deneyin. Buna göre bitkiler, renkler, doğal ışık, taze hava ve düzenli ortam ruhen ve bedenen iyi gelir. Odanızı temiz hava ile doldurun ve güneşin girmesine izin verin.
TÜRKİYE'DE SPA'YA İLGİ ARTIYOR
Türkiye'deki termal, Spa ve sağlık turizmi olanaklarına yabancı ziyaretçilerin ilgisi gün geçtikçe artıyor. DİE'nin yabancı ziyaretçi anketleri ülkemize sağlık nedeni ile gelenlerin sayısında 2003 yılının ilk altı ayında yüzde 100'e yakın artış olduğunu ortaya koyuyor. Bu anketlere göre, ülkemize sağlık nedenleri ile geldiğini belirten yabancı ziyaretçi sayısı 41 bin kişiye ulaştı. DİE'nin 1998 ve 2001 anketlerinin sonuçları karşılaştırıldığında da sağlık nedeni ile geldiğini beyan eden ziyaretçilerin sayısında yüzde 134 gibi gibi yüksek bir artış görülüyor.
Spa turizminde ortalama kalış süresi diğer turizm türlerine göre daha uzun. Almanya'daki SPA'larda ortalama kalışlar 6, Fransa'da 17-18, Çekoslovakya'da 18 gece. Ülkemize gelen yabancı ziyaretçilerin ortalama geceleme sayısının 4,1 olduğu ve ortalama yabancı ziyaretçi gelirimizin yaklaşık 700 ABD doları olduğu düşünüldüğünde Spa için gelen yabancı ziyaretçilerin genel ortalamanın en az iki katına kadar çıkan bir harcamaya sahip olduğu söylenebilir. İzmir Balçova termal tesislerinde yabancı ziyaretçilerin ortalama kalış sürelerinin 2002 yılında 28 gece olması bu düşünceyi destekliyor.
Kaynak: www.su-dunyasi.com.tr