Her anne baba çocuğunun yüksek notlarla dolu bir karnesi olsun ister. Ancak bu, çoğu zaman mümkün olmaz. Peki bunun sorumlusu sadece çocuklar mı? Elbette hayır. İkinci dönem başlamadan çocuklarınızın okul başarısına nasıl katkıda bulunabileceğinizin ipuçlarını araştırdım. Geçen hafta ilk dönem karneleri alındı. Her anne ve baba çocuğunun yüksek notlarla dolu bir karnesi olsun ister. Ancak bazı çocuklar okuldaki başarılarıyla ailelerine gurur kaynağı olurken, bazıları için de durum pek iç açıcı değil… İnsan için son derece doğal olan gelecek düşüncesini, gelecek kaygısına dönüştüren önemli faktörlerden biri okul başarısızlığı… Kırık notlar elbette her şeyin sonu değil, düzeltilemez değil… Eskilerin güzel bir tabiriyle, akl-ı selim ile durumu muhakeme etmek, diğer bir deyişle, başarısızlığa yol açan sebepleri belirlemek ve çözüm yolları üretmek gerekir.
İnsanlar doğal olarak öğrenme güdüsüne sahiptir. Bebeğin bir oyuncağa veya diğer nesnelere uzanmak için gösterdiği çaba, yürüme veya kendi kendine yemek yeme gayreti, öğrenme güdüsünün örnekleridir. Erken dönemde gözlemlenen öğrenme güdüsü, okul çağında okuma, yazma gibi etkinliklere dönüşür. Bu dönemde, çocukların doğal öğrenme güdüleri olumsuz olarak etkilendiği durumlarda, bilgiyi kavramak için gösterdikleri çaba azalır. Derslerde ya da okula ilişkin diğer görevlerde başarılı olamayacaklarına inandıklarında, çoğu zaman da farkında olmayarak, çalışmayı bırakırlar ve bilgi edinmenin heyecanını yitirirler. Çaba göstermedikleri için öğrenmede başarı sağlayamazlar.
Çocukların öğrenme yeteneklerini olumsuz yönde etkileyen pek çok faktör söz konusudur; öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği, uyum ve davranış sorunları, gelişimsel bozukluklar, kronik hastalıklar, olumsuz yaşam olayları vb... Zihinsel gelişimin, yaş düzeyinin altında olduğu vakalarda da okula uyumsuzluk ve akademik başarısızlık görülebilir. Ayrıca, astım, kanser gibi kronik hastalıklar, çocuğun okula devamını etkilediği için de, gelişim ve başarısını olumsuz olarak etkiler. Anne ve babanın boşanması ya da ayrılığı, yakınların vefatı, ekonomik koşulların ileri derece olumsuzluğu, çevre ve okul değişiklikleri gibi strese yol açan yaşam olayları da öğrenme güdüsünü etkileyebilir. Önceki dönemlerde sınıflarını geçemeyen öğrenciler başarısız olacakları inancıyla çaba göstermezler. Başarılı olamayan veya çabaları takdir edilmeyen öğrencilerin de öğrenme güdüleri zayıflar. Yetişkinlerin tutumları öğrencilerin akademik başarıya ilişkin inançlarını etkiler. Anne veya babaların, çocukların ilgi ve yeteneklerini göz ardı ederek, gerçekçi olmayan beklentiler içinde olmaları veya eğitime önem vermemeleri de öğrenme güdüsünün azalmasına yol açabilir.
|