Çocuklugumun onemli bir kismi Zeki Alasya ve metin Akpinar’in uzun yillar yuruttugu Devekusu kabaresinin gerek teyp, gerek video kasetlerini izlemekle gecti. Turk tiyatrosunun pek parlak doneminde yildizlari parlayan bu iki sevimli yazar-oyuncunun ortaya koydugu performans Turk sanat tarihinde bir klasik olarak kaldi.
Kandemir Konduk gibi, Haldun Taner gibi isimlerle kurulan devekusu kabaresi 13 esere imzasini atip kapanmis. Gerek Zeki Alasya’nin sinemaya olan duskunlugu, gerek oyuncularin yasinin dans ve figurlere eskisi kadar musade etmemesi, gerekse cekirdek kadronun degisik projelerden aldigi cazip tekliflere kayitsiz kalmamasi sonuncunda Devekusu Kabaresi aramizdan ayrildi.
Devaminda gelen muzikaller veya kabareler hem televizyon yapimlarinin golgesinde kaldi, ( bu arada tiyatronun televizyona yenik dusmesi ciddi bir egitim sorunudur) hem de ayni basariyi tutturamadilar. Acikcasi, devekusu kabaresi oyunlarinin yillar sonar ozel televizyonlarda izlenme oranlarinin en yuksek oldugu saatlerde dizi halinde verilmesinden dogacak sonuclarla ilili umilerim vardi. Insanlarin yuzune bir tokat gibi carpacakti izledigi yapimlarin kalitesi ile Devekusu eserlerinin kalitesi arasindaki fark. Televizyon kanallarinin gunluk reyting ugruna ucuz yapimlarini tehlikeye attigi dusuncesindeydim. Nihayetinde halk bu kalite farkindan dogan sonucla daha yuksek beklentiler icine girebilirdi.
Olmadi.. Egitim seviyesini henuz isenilen duzeye cekemedigimiz icin, eserdeki espriler de mecburen derinligini ulastiramadigindan Kemal Sunal filmi havasinda izlendi. Devekusu furyaasi bitip tekrar bayagi dizilere gecildiginde bu kalite dusus sorgulanmadi.
Ama belki de en rahatsiz edici olani, yeni nesil oyuncularin bu tur olusumlardan uzak kalmasi ve yeni acilan tiyatrolarin bu basariyi tekrar yakalayamamasidir. Bunun sebeini televizyonun ve cok kanalli rekabetin ustunlugune baglamak saflik olur. Hem egitim seviyesinin yeterli seviyede olmamasi, hem de yeni kurulan tiyatrolardaki calisan ekiplerin yeteneklerinin sorgulanir olmasindan kaynaklanmaktadir.
Devkusu kabarenin agizda tat birakan eserlerindeki basarisinin sirri oyunculukla sinirli degildir. Danscisindan, yazar kadrosuna kadar cok basarili ve herkesin kendi alaninda yetenekli oldugu bir ekibin kurulmasi basarida onemli rol oynamistir. Bunun disinda oyuncularin birbirinden farkli ozelliklerde olmasi da yine hem buyuk bir sans hem de bugunku yapimlara ( gerek sinema gerek tiyatro) isik tutacak bir ornek teskil etmektedir. Basrol oyunculari Zeki Alasya ve Metin Akpinar mesela.. Zeki Alasya daha sert, akilselim tiplemeleri basariyla canlandirirken, guzel sesini de kullanabilen metin Akpinar hem siveli tiplemeleri basariyla canlandirdigi gibi, en komik tiplemeleri de seyirciyi aglatacak duygusallikta oynayabilme ozelligine sahip.
Bunun yaninda Nezih Tuncay’in hem yazar olarak kabareye katkisi hem de beklenmedik anlarda en ciddi tiplemeleri bile komik hale getirme basarisina sahip. Selim Nasit gibi bir ustanin beyaz perdede kliselesmis babacan tiplemelerinin disina cikip degisik rollere burunmesi ve hic de siritmamasi, hatta kanimca oyunculugu , muzisyenligi kadar belli duzeyin ustune cikamamis Yonca Evcimik bile kimi sahnelerde gelecek vaadeden bir genc oyuncu kimligine bile burunebilmesi.
Bir toplumda herhangi bir konuda basariyla olusturulmus ve efsane olacak eserlere imza atmis bir grubun olusmasi, o konunun gelecekteki namzetlerine ilham kaynagi olur. Ancak bizde devami maalesef gelemedi.. Yeni devekusu hayallerimin hepsi suya dustu. Halbuki kendisi de devekusu kabareleriyle buyumus ve Zeki-Metin hayranligi ile konservetuar okumus bir oyuncu olan Cem Davran boyle bir ekibin icinde cok guzel bir oyunculuk sergileyebilirdi. Olmadi. Besinci sinif dizilerde 15. sinifr aktristlerle birlikte silindi gitti. Yeni donem oyuncularindan Zafer Algoz, Guven Kirac, hatta cok buyuk yetenek olan ve Nese-i Muhabbet gibi harika bir kabarede oyunculuk dersi veren Mehmet Ali Erbil bile ne yakisirdi. Iyi bir yazar kadrosu.. Guzel, neseli, ritmik ogelerle bezenmis muzikler yazabilecek bir de besteci kadrosu. Ozan Dogulu, htta Fahir Atakoglu. Neden Bir Cemal Resit Rey gibi muzikal de bestelemesin?
Olmadi.. ya hic yetenekleriyle bagdasmayan televizyon sovlarinda, ya da orda burda uc bes mankenle cekilmis dizilerde , ya da cok gereksiz bir kac sinema filminde yok ettiler kendilerini. Yok olan elbette hayatlari degil, sanatsal anlamda hayatimiza katacaklari. Yeni nesilden birine Mehmet Ali Erbil’in muhtesem oyunculugundan bahsetsem nasil inanir? htta Fahir Atakoglu. Neden Bir Cemal Resit Rey gibi muzikal de bestelemesin? Ya da Hasibe Ozlem Eren’in bes para etmez sitcomlarin disinda dunyaca unlu bir aktrist olma potansiyeli oldugunu soylesem hanginiz bana tuhaf bakmazsiniz? Ya da boyle bir hayal ettigimiz kabarede Selim nasit’in yerini alabilecek ve cok daha iyi performans gostereceginden kusku duymadigim Ali Erkazan? Ya da Hakan Tanfer’i mesela boyle bir olusumda izlemek icin neler vermezdim.
Hic de hir sey yapilmamis degil elbette. Devekusu Kabare kadar basarili olmasa da, Yilmaz Erdogan ve Besiktas Kultur Merkezi ekibi cok basarili eserler ortaya koydular. Yasemin Yalcin’in ekibinde parlayan ve “Kadinlik Bizde Kalsin” gibi degerli bir oyun yazan Erdogan, bu basarisini daha sonra devam ettigi Besiktas Kultur Merkezi ekibiyle surdurdu. Ancak kendisinin oyunculugu ne yazik ki yazarligi kadar ust duzey olamadi. Buna ragmen oyunculuk hevesinin onune gecemedi ve halen oyunculuga devam etmekte. Demet Akbag, Altan Erkekli gibi etkili isimlere ragmen o kadrodan bir Devekusu Kabare cikmadi, cikamaz. Bundaki en buyuk sebeplerden biri oyuncularin birden fazla tiplemede esit basariyi gosterememeleri.. Belki yilmaz Erdogan yazar olarak kandemir Konduk’un biraktigi yerden devam edebilir, fakat oyunu iki turlu, uc turlu oynamaya gelince ayni basariyi gosterebilen oyuncularin sayisi oldukca az. Her hafta baska bir oyunu oynama amacli televizyon dizisi seklinde hazirlanan proje “ Bir Demet Tiyatro” Erdogan’in da soyledigi gibi “Oyuncular karakterlerine cok alisinca bu sekilde devam ettik.” Turunden bir aciklamayla bir anda tiyatro prjesinden sahnede oynana bir sitcoma dondu. Oysa her hafta oynanacak baska bir oyun seyirciye tiyatro sevgisini yeniden kazandirabilirdi.
Ne demek “Oyuncular rollerini cok benimseyince?” Oyuncu dedigin rolunu oynayip bir sonraki role burunecek. Devekusu Kabare bir oyunda ayni aktorleri bircok degisik ve zorluk derecesi yuksek rollerle bizi bulustururken , bugun oyuncularin rollerini benimsemesi yuzunden bir tiyatro projesi sitcom’a donusebilmekte.. Cok yazik.
Bir devekusum vardi. Bitti. Bir yenisini beklemekteyim. Bu nesil aktorlerde is yok. Bir sonraki nesil sesimizi duysun, yeter!
**
Eger olur da biri size besteciligi ogretmeyi taahhut ederse, veya oyunculugu ogretecegini iddia ederse, sakin kanip da paranizi kaptirmayin ve zamaninizi bosa harcamayin. Kimse kimseye nasil beste yapilcagini nasil oyuncu olunacagini ogretemez. Ancak o isle ilgili teknik bilgileri ogretir. Siz zaten ya bestecisinizdir ya oyuncusunuzdur ya da hicbiri degilsinizdir. Isin teknik kismini ogremenin adi da bestecilik dersi veya oyunculuk dersi olmamalidir.
Bir karakterin nasil canlanacagi gibi bir ogreti olamaz. O karaakteri siz ancak kendiniz canlandirirsiniz, bu konudaki bir egitmen de teknik eksikliklerinizden bahseder. Ornegin Bir D’artagnan oynarken eskrim dersi almis olmaniz, iyi kilic kullanmaniz gerekir. Diksiyon, diyafram, mimik gibi konularda eksikliklerinizi size hocaniz gosterir. Ve ondan d onemlisi, herhangi bir ahnede yapmis oldugunuz her hareketinizi sorgular. Sebebini sorar. Bu hem teknik konuda bir ogreti olabilecegi gibi, bir de sanat elestirisidir. Eserin dogru bir bicimde yorumlanmasi, veya degistirilecekse, hangi konular esas alinarak degistirelecegi, veyahut yeni bir eserse yaratilacak tiplemenin ne gibi bir gozlemden gecirilip yaratildigi tartisilabilir.. Ancak bunlarin hic biri sizi oyuncu yapmaz.. Siz oyuncu olursunuz, kendinizi gelistirmek icin teknik ve sanatsal yaraticilik dersleri alirsiniz.
Muzikte de resimde de, sanatin her dalinda bu boyledir, degismez. Bu yuzden bazi konservetuar hocalarinin, bestecilik dersi almayan ogrencilerin eserlerini dinlememe ve boykot etme gibi tuhaf ve anlamsiz huylarini birakmasi gerekmektedir. Veya oyunculuk dersi almayanlarin okul tiyatrosunda oynayamayacagi gibi. Eksiklikler varsa o oyunun yonetmenini, orkestra sefini baglar, ancak bu bahsedilen eylemler ogretilmez. Duyulur ve yapilir.
Enstruman calmak ayri bir konudur, veya sarki soylemek. Ogrenilir, hatta az yetenek ve hatri sayilir bir kulak ile solist de olunabilir. Ornekleri dolu. Jerome Rose cok da yetenekli olmamala beraber 25 inden sonra piyanoya baslamis ve nihayet bir konser piyanisti olmustur. Muzige merakli her zengin ailenin cocuklarinin sifir yetenekte bile olsa az biraz enstrumanini tingirdatmasi bundandir. Sanat egitiminde en onemli husus, genc sanatci adaylarinin eser olusturmaktaki heveslerinin ders alma zorunluluguna donusturulmemesi, ve cok daha yapici yaklasilmasi cok onemli bir husustur. Batili ulkelerin bu konuda gosterdigi hassasiyetin cok azinin bile bizde olmamasi bugun sanat egitimi konusunda ne kadar geri kaldigimizin da bir gostergesidir.
“Bir köle mutlu olabilir. Ama mutluluk yeterli değildir.”
Herbert Read
suhadevrim@hotmail.com
|