22 Mayıs Salı 2012
yaşamın her anında
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Şifremi Unuttum Üye Olun!
Lavabonuzdan gelen kötü kokuyu gidermek için içine bir avuç kaya tuzu atın. Koku yok olacaktır. Kadife kaplı koltukların kadifeleri sirkeli suyla silinirse parlar. Kurumamış kan lekesinin üzerine biraz nişasta serpmek ve nişasta kuruduktan sonra fırçalamanız yeterlidir. Kurumuş lekeler için de bir litre suya katacağınız iki yemek kaşığı amonyak işinizi görecektir. Leke bu karışım ile fazla bastırılmadan silinirse yok olacaktır. Deri kaplı mobilyalar portakal ve ya limon kabuğuyla ovulursa yeni görünüşlü olur. Ütünün sararttığı çamaşırın sararan kısmını nemlendirin. Üstüne mısır nişastası serpin. Sonra, bir bez aracılığıyla, nemli kısmı ütü ile kurutun. Leke yok olur. Kaplardaki kireci temizlemek için kabın içine yumurta kabuklarını bırakıp kaynatın.Veya bir miktar sirke döküp kaynatın. Kireç’in yok olduğunu göreceksiniz. Terleme lekesi beyaz kumaşta ise oksalik asitle silin, durulayın, sonra oksijenli su ile silin. Nazik kumaşta ise hafif amonyaklı veya limonlu su ile silin.Yünlü kumaşta kumaşı birkaç saat sirkeli soğuk suda beklettikten sonra lekeyi temizleyebilirsiniz. İçinde yumurta kaynattığınız su mineral bakımından oldukça zengin olduğu için soğuduktan sonra bitkilerinizi sulayabilirsiniz. İçinde yağ beklemiş şişeleri temizlemek için şişenin içerisine sirke ile parça halinde kaya tuzu atmalı ve iyice sallamalı. Bol su ile çalkaladıktan sonra şişeler ilk hali gibi olur. Meyve suları örtünün üstüne dökülür dökülmez tuz serpin .Yıkadığınız zaman tertemiz olacaktır. Limon kolonyası kullanarak oluşan çay lekesini çıkarabilirsiniz. Halınız yağ lekesi olmuşsa karbonatla bunu temizleyebilirsiniz.Yağın üstüne bol karbonat döküp, biraz ovmak yeter, kuruduktan sonra iyice fırçalayın. Lekenin yok olduğunu göreceksiniz. Donmuş camlarınızı tuza batırılmış nemli bezle silerseniz buzu rahat çözersiniz. Bir bezi gliserine batırarak camları bu bezle silerseniz, gliserin camların terlemesine ve suyun süzülerek yerleri kirletmesine engel olur. Tıkanan lavabolarınızı kaynar sodalı su ile açabilirsiniz. Tıkalı yere döküp bir müddet bekleyin. Eğer yıkanmayacak kumaşınız ruj lekesi olduysa alkolle silerek kolayca çıkarabilirsiniz. Kumaşlardaki tükenmez kalem lekelerini ispirtoyla silerek veya kumaşın o kısmını ispirtoya yatırarak çıkarabilirsiniz. İpekli, yünlü kumaşlarınız baz çözeltilerinden, pamuklu, keten ve kenevir elyaf ise asit çözeltilerinde zarar görmektedir. Paslanmış demir malzemenizin üzerine bir miktar çinko parçası ekledikten sonra az miktarda sülfürik asit koyulmuş su içerisinde bekletirseniz pastan tamamen kurtulabilirsiniz. Muşamba ve marleylerdeki ayakkabı izleri ile diğer lekeleri çıkarmak için tiner kullanılır. Tiner bulunmadığı zamanlarda ise sirke aynı işi yapacak güçtedir. Yağlı boya lekelerinden kurtulmak için lekeyi eter veya asetonlu bezle silmeniz yeterli olacaktır. Giysilerinizde oluşan ter lekelerini amonyak şişesinin ağzına tutarak temizleyebilirisiniz. Kokuyu ise yarım çay kaşığı sirke karıştırılmış suya batırılan süngerle silerek yok edebilirsiniz. Yıkanabilir kumaşlarda kahve lekesini çıkarmanın en kolay yolu saf gliserin ile ovmaktır. Yarım saat bekledikten sonra her zamanki gibi yıkayın. Şarap lekesi taze ise lekeye tuz dökülür .Eğer leke beklemiş ise oksalik asit veya amonyak çözeltisi ila leke yok edilebilir. Eğer lekeleri temizledikten sonra o bölgede renk açılması var ise o bölge seyreltik asetik asit çözeltisine batırılmış sünger ile silinirse rengin eski halini alması sağlanır. Gümüşlerinizi 20 ml su içerisinde 10 g tebeşir tozu ve 10 g amonyak çözündürülerek hazırladığınız karışım ile ovabilirsiniz. Organik leke çıkarıcılar (aseton, alkol, benzin, karbon tetraklorür, kloroform, eter) kullanıldıktan sonra bölge kuru bezle iyice kurutulmalıdır. Elbisenizdeki fondöten lekesini, etere batırılmış bir bezle sildikten sonra sabunlu suyla yıkayın. Leke yok olacaktır. Salça ve keççap lekesini yok etmek için sıcak su ile gliserini eşit miktarlarda karıştırın. Kumaşı bir saat boyunca bu karışımda beklettikten sonra her zaman kullandığınız deterjan ile yıkayın.     
Beslenme Kadın Sağlığı Erkek Sağlığı Bebek&Çocuk Sağlığı Alternatif Tıp Ruh Sağlığı Hastalıklar&Tedavi Bağımlılık&Tedavi

Üreme Potansiyelinizi Nasıl Koruyabilirsiniz ?

Kendi kendinize alabileceğiniz bazı basit önlemler ile üreme potansiyelinizi koruyabileceğinizi hatta arttırabileceğinizi aklınızdan çıkartmayın. Halen çocuk sahibi olmayı düşünmeseniz bile üreme yeteneğinizi olumsuz etkileyebilecek faktörleri bilmeli ve bunlara karşı önlem almalısınız.Kadın Hastalıkları-Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op.Dr.Numan Bayazıt sizler için konu ile ilgili önemli bilgiler verdi.

Vücut ağrılığı diet ve egzersiz
Bu önlemlerin en başında gelenlerden birisi vücut ağırlığı, diet ve egzersiz arasındaki dengenin sağlanmasıdır. Uygun diet ve egzersiz optimal üreme fonksiyonu için son derece önemlidir.Belirgin derecede düşük kilolu ya da aşırı şişman kadınlar gebe kalmada güçlükler yaşayabilirler. Kadınlık hormonu olan östrojenin büyük kısmı yumurtalıklarda üretilir. Ancak yağ dokusu da küçümsenemeyecek bir role sahiptir . Vücudunuzda bulunan östrojenin %30'u yağ hücrelerinizde dönüştürülerek ortaya çıkar. Döllenme olayı hassas hormonal dengelerin rol aldığı karmaşık bir olaydır. Bu olayın başarı ile sonuçlanabilmesi için stabil bir hormonal durum gereklidir. Bu nedenle az ya da fazla kiloların infertilite’ye neden olabilmesi şaşırtıcı bir durum değildir. Normalin %10-15 altında ya da üstünde olan vücut ağırlığı üreme sistemini kökten etkileyebilir. Bunun en güzel örneği beslenme bozukluğu olan aşırı zayıf kişilerde adet kanamalarının düzensiz oluşudur. Bu düzensiz kanamalar genelde anovülasyon yani yumurtlamanın olmaması ile bir arada seyreder. Maraton koşucuları, yüzücüler gibi ağır sporlar ile uğraşan kadınların pek çoğunda adet düzensizlikleri ve dolayısı ile infertilite sorunu mevcuttur.

Sigarayı bırakın / Alkolden uzak durun
Genel sağlık sorunlarının yanı sıra sigara üreme sağlığı ve dinamikleri açısından da son derece zararlı bir alışkanlıktır. Özellikle erkeklerde sperm sayılarında anlamlı düşüklüğe neden olabilir. Benzer şekilde kadında yumurta kalitesini de bozabilir. Yapılan araştırmalar sigara kullanan kadınların hamile kalmaları için geçen süre sigara kullanmayanlara göre belirgin derecede uzamaktadır.Sigara gibi alkol de hem kadın hem erkek de üreme potansiyelini olumsuz etkileyen bir faktördür.Özellikle erkekte sperm sayısını azaltabilir.

Kullandığınız ilaçları gözden geçirin?
Değişik hastalıklar için kullanılan ilaçlar da fertiliteyi etkileyebilir. Özellikle ülser ve tansiyon ilaçlarının sperm sayıları üzerine etkili olduğu bilinmektedir. Eğer bu tür bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuzla bu konuyu mutlaka görüşmelisiniz. Öte yandan özellikle eczanelerde reçetesiz satılan bazı ilaçlar da erken dönemdeki bir hamileliği olumsuz şekilde etkileyebilir. Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız ve bu nedenle korunmayı bıraktıysanız herhangi bir ilacı kullanırken çok dikkatli olmalısınız. Böyle bir durumda ilaç kullanmanız gerektiğinde jinekoloğunuzun fikrini almaktan asla çekinmeyin.

İllegaliteden kaçının
İllegalite tanımı altına pek çok faktör sokulabilir. Yurdumuzda çok yaygın olmasa da özellikle gelişmiş ülkelerde madde ve uyuşturucu bağımlılığı oldukça önemli bir sorundur.Marijuana gibi uyuşturucular ya da sporcuların kullandığı doping ilaçları sperm sayı ve hareketliliğini azaltabilir.İllegalite tanımı altına sokulabilecek bir başka faktör de evli kişilerin birden fazla kişi ile cinsel ilişkide bulunmalarıdır. Üreme potansiyelini olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden birisi cinsel yolla bulaşan hastalıklarıdır. Erkekler genelde bu hastalıklar için taşıyıcı görevi görürler. İyi tanımadığı bilmediği bir kadın ile ilişkiye giren bir erkek enfeksiyonu eşine taşıyabilir. Kadında ciddi pelvik enfeksiyon gelişmesi durumunda karın içinde yapışıklıklar ve tüplerde tıkanıklık sonucu infertilite gelişebilir. Evli kişilerde sadakat fertiliteyi korumada ön sıralarda yer alan önemli bir faktördür.Bekar kişiler ise ister kadın olsun isterse erkek mutlaka cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı önlem almalıdır. Bazıları ölümcül olabilen bu hastalıklardan korunmanın en etkili yolu prezervatiftir.

Kafein alımınızı azaltın
Çay, kahve, kolalı içecekler,çikolata gibi maddelerin içinde bulunan kafeinin aşırı miktarlarda alınması gebelik şansını azaltmaktadır.

İlişki sıklığı ve zamanlaması

Her gün ilişkiye girmek gebelik olasılığını arttırmaz. Spermin ortalama 72 saat, yumurtanın ise 24-48 saat döllenme kabiliyeti devam eder. Uygun zamanda 2 gün ara ile girilecek ilişki gebelik olasılığını arttırır. Normal bir çiftin gebe kalma olasılığının en yüksek olduğu günler yumurtlamadan önceki birkaç gündür. Yumurtlama günü sadece adetler düzenli ise tahmin edilebilir. Bir sonraki adetin başlayacağı günden 14 gün önce yumurtlama olur. Buna dikkat ederek ilişkiye girildiğinde gebe kalma olasılığı (35 yaşından önce) %25’tir. Yani her ay, 4 sağlıklı çiftten ancak biri gebe kalabilir. 3 ay içinde normal yarısı, 6 ay içinde %70’i gebelik elde edebilir. Özellikle hamile kalmak isteyen bayanların ovülasyon günlerini daha kolay tespit etmelerini sağlayacak bir yol daha var. Hamilelik şansını artıran yumurtlama dönemlerinin tespitinde Tükürükten Ovulasyon Testi’ni kullanabilirler. Amerika’dan gelen Avrupa Normlarına uygunluk belgelerine sahip olan test, T.C. Sağlık Bakanlığı onaylıdır.

Pozisyon ve teknik
İlişki sonrası semenin vajina dışına kaçması son derece normaldir. Pek çok kadın bunu gebelik şansı açısından olumsuz bir faktör olarak yorumlar. Yine bu olayı fark ettiklerinde doğru şekilde ilişkide bulunamadıklarını ya da vücutlarının spermi kabul etmediğini düşünürler.Ancak bu doğru değildir. Semenin dışarı gelmesi ilişkinin uygun şekilde yapıldığının göstergesidir. Meninin vajina içine boşaldığını gösterir. Gerçekte siz sadece dışarı akanı görürsünüz içeride kalan ve tüplere doğru yolculuğa başlayanları göremezsiniz.

Çocuk isteyen çiftlerde genelde önerilen erkeğin üstte olduğu pozisyonlardır. İlişki sonrası kadının en az 5 dakika sırt üstü yatması ve vajinal duştan kaçınması da diğer öneriler arasındadır. İlişki esnasında kayganlığı sağlamak amacı ile kullanılan yapay maddeler spermler üzerinde ölümcül etki yaratabileceğinden önerilmemektedir.

Kariyer ve üremenin dengelenmesi
İnfertilte’nin geçmişe göre daha sık görülmesinin nedenlerinden biriside kadınların çalışma hayatı içinde daha fazla yer almalarıdır. Çoğu kadın çocuk sahibi olmak için işinde yükselmeyi beklemek de bu nedenle de yaşı ilerlemektedir. Yine pek çok işveren -ki buna çok büyük holdingler de dahildir- işe alacakları bayan personele belirli bir süre gebe kalmama kısıtlaması getirmektedir.Zaman geçtikçe kadının üreme potansiyeli azalmakta ve dolayısı ile infertilite daha sık karşımıza çıkmaktadır. Aslına bakılırsa bebek sahibi olmak için en uygun zaman diye bir şey söz konusu değildir. Kadının üreme potansiyeli 20-30 yaş arasında zirvededir. 35 yaştan sonra azalan bu potansiyel 40  yaşından sonra keskin ve hızlı bir düşüş gösterir.Bebek sahibi olmak için en uygun zaman oldukça kişisel bir karardır. Ancak çeşitli nedenler ile çocuk sahibi olmayı geciktiren ya da geciktirmeyi düşünen çiftlerin karşısında başka bir problem daha vardır: Sosyal baskılar. Hemen her toplumda özellikle aile büyükleri biran önce torun sahibi olmak için baskı kurma eğilimindedirler. Medyada yer alan ve çiftlerin biran önce bebek sahibi olmasını öneren yazılar da benzer şekilde baskı unsurudur. Tüm bu faktörlerin etkisi ile yeni evli ya da uzun süre etkili yöntemlerle korunmuş çiftler daha infertilite sınıfına girmedikleri halde sırf kadın 30 yaşına geldi diye doktor doktor dolaşabilmektedirler. Rutin jinekolojik muayenelerinde ve özgeçmişlerinde  şüpheli bir durum olmayan çiftlerin 35 yaşından küçük ise 1 yıl, büyük ise 6 ay korunmamalarına rağmen gebe kalamamaları infertilite yönünden araştırmalarını gerektirir.Örneğin karın içi infeksiyon veya ameliyat, testis ameliyatı geçirmiş, radyaoterapi,kemoterapi görmüş çiftlerin  bu kadar beklemelerine gerek yoktur.

Üreme potansiyeli azalıyor mu?

Bu soru hem konu ile ilgilenen hekimlerin hem de olayla direk ilgili olan çiftlerin cevabını aradığı sorulardan biridir. Cevap kesin değildir ancak muhtemelen önerme doğrudur. Kadının evlenme yaşının artması, cinsel özgürlük ile birlikte cinsel yolla bulaşan hastalık oranlarındaki yükselme, nedeni bilinmemekle birlikte erkek de sperm sayısındaki global azalma bu durumun nedeni olabilir.Sperm sayılarındaki azalma ilginç bir global gözlemdir. Gerçekten de son 15-20 yılda tüm dünyada yaygın olarak sperm sayılarında bir azalma eğilimi dikkati çekilmektedir. Bu durumun çevresel kirlenmeden mi yoksa modern yaşamın yüklediği stres den mi kaynaklandığı belli değildir.Sevindirici olan ise üreme potansiyeli üzerindeki bunca olumsuzluğa karşın, yardımla üreme tekniklerindeki gelişmeler ve buna bağlı olarak artan başarı oranlarıdır. Yine modern insanın infertilite’yi tabu olmaktan çıkarması ve tedavi alternatiflerini bilinçli bir şekilde değerlendirmesi de kayda değer bir ilerlemedir.


YORUM YAZ


Aile Hekiminizi Bulun!

Siz de ailemize katılın!

Boy kilo çizelgesi

Bebek isimleri sözlüğü

Hafta Hafta gebelik




Bir Silgi Bir Kalem
Aile Olmak Bebek-Çocuk Eğitim Ev-Dekorasyon Sağlık Sigorta Tatil Yaşam Yatırım-Finans Yeme-İçme
Lokal
 Sehir Seçin
 Adana
 Afyonkarahisar
 Aksaray
 Ankara
 Antalya
 Aydin
 Balikesir
 Bolu
 Bursa
 Çanakkale
 Çorum
 Denizli
 Diyarbakir
 Edirne
 Elazig
 Erzurum
 Eskisehir
 Gaziantep
 Hatay
 Istanbul
 Izmir
 Kahramanmaras
 Kayseri
 Kocaeli
 Konya
 Kütahya
 Malatya
 Manisa
 Mersin
 Mugla
 Nevsehir
 Osmaniye
 Sakarya
 Samsun
 Sivas
 Tekirdag
 Trabzon
 Usak
 Zonguldak